Sanayi Devi

Dua ve dilek aynı şeydir. Biri başkasından, diğeri kendinden istenir. Ancak her şey dilek ile başladı. Bir şeyin olmasını sağlamak için o şey ile ilgili günlerce, aylarca düşündü insan. Düşünürken o şeye doğru yöneldi ve çalışarak, o şeyin gerçekleşmesine yardımcı olmaya başladı. Bir bisiklet için para bulması gerekti, kendine iş buldu. Araba almak istedi, çalışmaya devam etti. Güzel bir arabası olsun istedi. Bisikletini almasını sağlayan işinde daha çok çalıştı. Sonra birileri bu enerji türünü gördü, paketledi ve satmaya başladı. Etiketinin üzerine de ‘din’ yazdı. İnsan, her şeyin daha fazlasını vaad eden bu ürünün satıcısına para verdi ve çalışmaya devam etti. Sonra beklentilerin arttı, zengin oldu ve bütün bunları o üzerinde ‘din’ yazan kavanozla ilgisi var sandı. İnsan bin çalıştı, satıcı bir çalıştı. Hayat kavanozları iyi para etmeye başladı. Bazıları kavanozların içinin boş olduğu iddia etse de, o ürün sayesinde zengin oldukları sanan insanlar buna inanmadılar, ve işin sonunda onlar da aynı ürünün ticaretini yapmaya başladılar. Ürün artık o kadar iyi satıyordu ki bunun için ‘ibadethaneler’ dedikleri mağazalar açtılar. “Sen yeter ki iste! Sihirli kavanoz sana her şeyi verecek.” dediler. Kendi enerjisini parasını bir başkasına ödeyerek kendine satmaya başladı insan. Artık o kadar karmaşık hale geldi ki ürüne kocaman ve kalın kullanım kılavuzları basıp onları da satmaya başladılar. Deli gibiydi insanlar. Her lafı çıkan büyücüye önce büyük paralar ödemeye, sonra büyücünün yalancı olduğunu iddia edenleri öldürmeye bile başlamışlardı. Ürün artık kendisinden çok önce üretilmiş benzerlerini yalanlıyor; rakiplerini ortadan kaldırmaya ve bu hayal kavanozları satışı içinde tekelleşmeye çalışıyordu. Hayal kavanozları, paketleme, mağaza, satış temsilcileri ve kullanım kılavuzu ile tam olarak küresel bir sanayi devi oldu.

Yorum bırakın