Bu duyguyu yaşamak için çok basit formüller vardır. Mesela bunlardan en önemlisi, hayaller içinde kıvranmak ve ona asla ulaşamamaktır. Yanındadır ama merak uyandırır. Her gün onunla ilgili yeni bir duyguya şahit olursun. Sana ölümün yeniden doğuş olduğuna, daha fazla itaatin daha büyük ödül getireceğine, dolayısıyla da ölümün aslında senin için bir kavuşma olduğuna bile inandırır.
Aksi halde o’nun, hayali kadar mükemmel olmadığını görür ve küsersin. Aşkın insan ürünü olduğu ve aslında birçok hatalı parçadan oluşan bir ürün olduğunu görürsün. Aşk için en uygun durum hayalindeki gibi kalmasını sağlamaktır. Bu yüzden aşk meraktır, tutkudur, yani öyle ki, tam olarak, insan gibi, kurcalamadıkça bırakmayan bir canlıya göredir.
İnsanlar sadece yürümeye alıştıkları, bağlı oldukları amaçlarına ve yollarına âşıktırlar. Onlar, âşık olabilecekleri üstün nitelikli varlıkları kendi ihtiyaçlarına göre seçerler. Kendilerini sonsuza kadar huzurlu hissettirecek sözlere âşıktırlar. Biz kendimize ne söylendiğine değil, nasıl söylendiğine bakarız. Çünkü anlatılmaktan veya azardan anlamak bizim seçimidir.
Size her zaman hatalı olduğunuzu hissettirirler. Çünkü hatalı olduğuna yeterince inanmış bir insan için ruh, hiçbir zaman diğerlerinden daha büyük olamaz, diye düşünür.
