Sanat

Sanat insanlığın vazgeçirmek istemediği baş ağrısına benzer.

Sahiden biz “sanat” dediğimiz işleri “sanatsal” işler ile karıştırıyor olmayalım. Sanat, daha önce benzeri olmayan, insana ait bir siluet yaratmak; sanatsal, yaratılmış siluetlerin çağdaş sürümlerini edinmektir.

Farklı büyüklüklerdeki çakıl taşlarının doğru sırayla suya atıldığında çıkardığı melodik tonların keşfedilmesi ile doğaya, o fikirle elde edilen diğer melodik zenginliklerin teknolojik yöntemlerle insanlara taşınabilmesi ile sanat’a;  bu yolla elde edilen teknolojilerin benzerlerini üretip yaygınlaşmasını da bence “sanatsal” çalışmalar denir.    

Fikre ait eserleri kitap gibi nesnelere dönüştürme çabamızdaki ikilem bizim, sanatı da materyalleştirme arzumuzla ilgili olmasın sakın. Tablolar, heykeller gibi milyonlarca sanat parçasının adını manevi değerinden çok maddi değeri ile anan sanat tüccarlarının kapısında sanat satın almak için kuyruğa giren materyalistler mi, yoksa sefalet içinde sürülen hayatların temsilini ve muhafazasını ve bu eserlerin aslında dünyada eğitime muhtaç insanların giderlerine araç edilmesini sağlayamayan diğer orta hali ve fakir insanların acizliğine mi ağlamak gerekir?

Sanat da elma gibi doğanın bir parçasıysa, ticaretinin başlama tarihini kesin olarak bilmek mümkün olmayacaktır. Biri ne zaman ilk defa diğerinin odun parçasından bıçakla oyarak yaptığı geyiği almak için elindeki elmayı uzattı bilemeyiz ama satın alınan şeylerin tamamındaki en büyük etkinin, alıcının kendi beğenisine ait bir ihtiyacının keşfedilip, kendisine sunulması ile başladığını tahmin ederim. Aynı türde tüketim dürtüsünü yaratan bir tüccarın, paket meyve suyu ile Picasso tablolarını satmak için gösterdiği ticari deha arasında bir fark olduğunu iddia etmek de bana göre o kadar gereksiz olurdu. İnsan kendi beğenilerine sahip çıkmanın yolunu sadece başkası için üreterek ve satarak ulaşacaktır. Diğer hali ile düşkünler, değerlerinin keşfedilme mecburiyetinden habersiz şükür ederek yaşayacaklardır, yani her zamanki gibi öz kaynaklarını hiçbir zaman gerektiği gibi kullanmayı öğrenememiş insan türü olarak.           

Yorum bırakın