Ütopik İslam

İslamiyet gittiği her yerde insanları kendi dinine zorlar. Siyasetçi bir dindir. Müslüman olmayan herkesi yanlış yolda sanır. Her gün ezan, arada sela kendine göre kutsal günlerde camilerinden Kur’an okutup herkesi İslamiyet altında toplamaya çalışmak onun için bir zorunluluktur. Herkes Müslüman olmak zorundadır. Bıktırır. Bıktığını söyleyeni de cezalandırır. Muhammed’le ilgisi yoktur. Bir kaç Müslüman bir araya gelip bir adaletsizlik için çözüm önermek istediğinde o sohbet mutlaka tartışma ile biter. Sefaleti sadece açlıktan ibaret sanır. Birlikte çalıştığı insanlara ödediği paranın adil olup olmadığını düşünmez, mutsuz insana camiden başka yol göstermez, içkiyi yasaklar ama içmekten kurtulamayan insana çözüm de aramaz. Onlar için Kur’an’dan daha önemlisi insanların Müslüman olarak anılmalarıdır. Müslüman ülkelerin sokaklarında kendi ürettikleri dilenci çocukları vardır. Onları günahlarına karşılık sadaka vermek üzere kendileri üretirler. Onları aç bırakırlar. İyilik için kendilerine muhtaç eder;. biraz para ve yılda bir avuç et için bütün bir yıl bekletirler. Müslüman fakiri oruç yolu ile açlığa alıştırır. Düşkün bir insanın önünden geçerken yardımı Allah’a havale etmesi önerilmiştir. Bütün iyilikleri birkaç geceliktir. İnsanları doyurmaz. Sadece çok acıktıklarında önlerine açlıklarını giderebilecek birkaç dilim ekmek koyar. Muhammed dönemindeki yaşamı anlatır; kendisi çağın imkanlarını yaşar. Kafası çocukluğundan beri anlatılmış dini hikayelerle doludur. Masal dinlemeye o yaşlarda alıştırılır. Kendisi hakkında söylenen bütün yargıları kabul eder ve Müslümanlığın böyle bir din olmadığını iddia eder ama örnek bir Müslüman topluluk da gösteremez. Gerçekleri anlamaya başladığında ise korkar, ve saldırır. Ütopik bir kavramı vardır. “Herkes birbirini severse dünya çok güzel bir yer olur.” der. Ancak saygıdan bahsetmez. Her türde Müslümanlar birbirlerinin fikirleri ile çatışır. Adalet kavramları sadece fakiri aç bırakmamalarını emreder. Hiç gitmedikleri görkemli ibadethaneleri, şölene çevrilmiş kutlamaları, ikram gerektiren kutsal günleri hatta cenazelerinde verilen yemekler için bile maddiyat hep gereklidir. Allah’a tapmaya o kadar çok zaman ayırır ki, ne ticaret yaparken adil olmaya çalışmakla, ne de kendi varlığından mutluluk ve huzur bulan insanların sayısının ne kadar az olduğunu fark edecek fırsat bulamazlar. Haydi Müslümanlar! Ezan okunuyor. Mahallenin ihtiyaç sahibi gururlu insanlarının evinin önünden sessizce geçip, cami önünde tembelliğe alıştırdığınız sağlıklı ve dilenen insanlara sadaka verip arınmayı unutmayın lütfen.

Yorum bırakın