İnsan günümüzde çalışmaya alıştırıldığı kadar yoğun bir tür değildir. O sadece barınma ve yemek için çalışır. Fazlası için çalışmak ihtiyaç fazlamızı karşılamak içindir. Mesela, “Elimdekinin iyisi olsun”. “Yarına da yiyecek biriktireyim.” “Kötü günlerim olur, dikkat etmek gerek.” Bütün bu sözler reklam hayatının insan organizması üzerindeki sonuçlarını yansıtır ve arınmak da sandığımız kadar kolay değildir. Korkulu bir yalnızlık hissi verir ki, bu da reklamlar amaçlarının altında güzelce işlenmiştir.
Sade bir yaşam sürmek kapitalizmin pek hoşuna gitmez. Onun tek amacı vardır. Sadece iş ve alışveriş düşünmeniz. Alışveriş derken, sadece para ile ilgili olanları düşünmeyin. “Ne verdim, ne aldım.” ile ilgili her şey. Kaç kişi ile konuştunuz hangisi sizi mutlu etti? Hangisi olmazsa olmaz insan yerindedir? Ona ne söyledim? Konuşma konularını süzgeçten geçirirsek, altında bizi efendisinden şikayetçi homurtulu kölelere benzeten bir grup insani ürün olarak da tanımlayabiliriz. Ya geçmişin kaçırılmış fırsatları, ya da gelecek endişesi içinde bir sohbet anlayışı ortaya çıkar. Kısacası sadece hesap yapmaya alıştırılırsınız. Çayınızı alıncaya kadar düşündükleriniz ile, içerken düşündükleriniz kesinlikle aynı şeyler olmayacak. Hiç bir zaman yapacak işinizin kalmadığını düşünmeyeceksiniz. Yatmaya giderken aklınızdaki şey güzel bir uyku olmayacak. Sabah iş var, o yüzden uyuyacaksınız.
Kendinize bir ev edinecekseniz. Yaşlandığınızda çoğu arkadaşınızın zaten ölmüş olabileceğini düşünmeden onlara yakın bir yerde en almak için ömür kemireceksiniz. Bir kaç on bin liraya alacağınız şehir dışı evleri varken, size yüz binlence liralık ev aldıracaklar. Oturup yetmiş yıllık emeğinizin kıymetli evlatları ve torunlarını kapıda karşılayacaksınız. Öpecekler, oturacaklar yemek tatlı yiyecekler, telefonlarıyla oynayacaklar, Sonra gidecekler. Her zaman fazlasını bekleyeceksiniz, çünkü yetmiş yıl boyunca bir günlük ziyaret için ömrünü vermiş olacaksınız. Bir de size gelmemek için mazeret bulma yaşına gelmişlerse o zaman kendine kahvaltı hazırlarken hep bilmen gereken şarkıyı kendine mırıldanacaksın. “Yalnızlık ömür boyu” Evlenmiş bile olsan biri önünde sonunda diğerinin yokluğunun acısı yaşayacak. Yirmili yaşlarında öpmeye doyamadığın eşini seksenli yaşlarda gömeceğini bilerek mutlu olmayı başaracaksın.
Sadece sokakta kalmayasın diye bir emekli maaşı için bir nesil ömrü kadar çalışacaksın. Zaten korkunun en büyüğü de bu. Ziyan olmak. Yaşlandığında, bir yatak ve temiz bir yemek bulabilmek için kendine ettiğin eziyeti hatırlayacaksın. Senden daha az çaba ile bir bahçede huzur içinde oturan yaşlılar göreceksin. Onlarda senin gibi sağlıklı, tok ve en azından gidecek bir yere mutlaka sahip insanlar olacak. Belki iyi bakılmadıkları için senin kadar uzun yaşayamayacaklar ama zenginlerin hepsi uzun yaşamaz. Bazıları da parasına ve ününe rağmen senin yarı yaşında ölürler.
Korkma. Hayat bize hiç bir şey karşılığında verilmedi. Sağlıklı olmaya çalışmaktan başka hiçbir zorunluluğumuz yok. Sadece sağlığımıza değer vereceğiz. Çünkü ne kadar çok şeye değer verirsek, o kadar huzursuz olacağımızı unutmayacağız. Her şeyin azar azar tadına bakacağız. Hiçbir şeyin bağımlısı olmayacağız. Huzurlu olacağız. Herkesi mutlu etmekle uğraşmayacağız. Az arkadaşımız olacak. Az konuşacağız. Her türlü sofradan şişince değil, doyunca kalkacağız. Gerektiğinde, ne bulursak, onu yiyeceğiz. Bilgi bize hizmet edecek. Yeni bir şey öğrenmek istiyorsak, bu kesinlikle daha huzurlu bir hayat için olacaktır. Geçmişte bizim sahip olduklarımızdan daha azıyla yaşayan ve bizden daha mutlu insanların sırrı da buydu. Bunu inkar eden insanları yakınlık derecesine bakmadan sessizce çıkartacağız.
Yöntem aramanın bir anlamı yoktur. Bugününü beğendiğiniz insanların geçmiş alışkanlıklarına bakmak yeterli olur. Bunu yaparken zengin insanları değil, varlıklı insanları takip edin. Onlar zihnen sağlıklıdırlar, ve sorumluluk duygularını bile her zaman tasarruflu kullanan insandırlar. Onlar sevdikleri herkesin ve her şeyin her zaman yanındadırlar, altında değil. Çünkü insan aslında tektir. Sadece her bir türdeki yaşam biçimi, her zaman aynı türde türde sonuç verir, ve yaşamın binlerce türü vardır. Bu da o bin türlü sonuçtan bize düşen biri olacak demektir.
Yaşam koçu adayınız Tarkan Acar
