Küçük Hesaplar

Hepimiz “Benim başıma gelmez.” demeden yaşadığı milyon parçacıklı hatıralarımız vardır. “Aynı şey benim başıma gelse bir dakika durmam yanında.” dediğimizi unuttuğumuz anları defalarca yaşarız. “Aldatıldığımı anlarsam hemen bırakırım.” demek kadar iddialı sözlerin arkasında duramadığımızı unutturan duygusal yoğunluklar yaşarız. Gözümüzün önünde, üstelik bir başkasının yaşadığından daha feci bir ihanet yaşamış bile olsak, durumun farklılığı iddia ederiz. “Büyük konuşmayayım ama kesin terk ederim.” değimiz insanlarla  ilişkiyi kurtarmanın yollarını ararken buluruz kendimizi.

Bir ilişki ne zaman bitmeli sorusuna bulunmuş net bir cevap yok henüz ama bence bir ilişki kendi kredisini tükettiği noktada size kredisiz sunulan imkanları da tükettiğiniz noktada icra yolu ile biter. Bazen borçlu alacağının peşine canı pahasına düşer, bazen de sizinle kaybedeceği zamanı kazanca dönüştürmek için başka çalışmalar başlatır. Her iki durumda borçlular kendileri aslında bilirler. Karşılıklı olarak alacak verecek o kadar karışmıştır ki, bazen artık taraflar feragat yolu ile uzlaşmaya çalışırlar. Bazen de tarafları biri yada her ikisi birden alacak peşine düşer. Bu gibi durumlarda hiçbir taraf, verecek peşine düşmez. Çünkü bütün davalar alacak davası şeklindedir. Kimse vereceği için dava açmaz.

Hesabın her zaman temiz ve borçsuz tutulmasında yarar vardır. Taraflar birbirleri için yaptıklarını unutmamalılar. Çünkü unutulan bir iyilik bir gün o iyiliği yapan tarafında önünde sonunda hatırlatılacaktır. Bu insan doğasıdır. Mesele, o iyiliğin hatırlatılmasına gerek bırakmamaktır. Kimse bu gibi durumlarda küçük hesaplar yapma eğilimde değildir ama hastalığınızda size ilaç vermiş bir eşi de hastalığında yalnız bırakmamak gerek. Kısacası, hesap her zaman küçükken yapılabilmelidir.

Yaşam koçu adayınız Tarkan Acar

Yorum bırakın