Emek ve sabır sahibi insanın varlığı ancak öğrenciliği sürdükçe zenginleşir ve zengin öğrenciler yaşadıkça bilgilenirler; bilgilendikçe “bilge-lenirler”; ve bütün bilge-ler aslında hayatın kolay yollarını, ona giden en zor yollardan öğrenmişlerdir. Onlar için sabır, akıl bulabildikleri en yaratıcı oyuncaktır. Ancak bilgeler de ikiye ayrılabilirler. Bu iki bilge türünden biri olan “Usta bilgeler”, öğrenimlerini tamamlamış ve diğer insanların kendi fikirlerine ihtiyaç duyduğunun farkındadırlar. Yardım, onların iki lopu arasındadır. İkinci türde bilgeler ise, “öğrenci bilgeler” olarak da ayrılabilirler. Bu sınıf, fikirlerle eğlenmeye o kadar düşkündür ki, o fikirlerden bir beden oluşturmayı bile düşünmezler. Onlara göre, fikirler kendi işlerini gördükleri sürece mutludurlar ve onlara göre, insanların düşünce alışkanlıkları değişirse, eylemleri de zaten değişecektir. Bu yüzden kişilerin hareket etmelerine bir gerek de yoktur. “İnsan düşünür ve sonrasında değişim kendiliğinden oluşur.” derler. Onlar, fikirlerine itaat eden bir beden aramakla uğraşmazlar. Kendilerini hareket ettirmeye çalıştıran her şeye karşı eylemsizlik direnci gösterirler. Zaten, huysuzlukları da bu yüzdendir. Bir fikrin hareket etmesi için gereken en önemli parçayı, yani bedeni yok sayarlar.
Ancak, kol ve bacaklardan yardım alamayan bir fikir sıkışır ve bunalım başlar. Çünkü fikirler tıpkı fosiller gibi sadece geçmişte yaşamış ve uğradığı başkalaşım sonrasında, geleceğin eylemlerine araç olacak şekilde olgunlaşmaya terk edilmişlerdir. Bir tür nadas dönemi gibi dinlenmek zorundadırlar ama daha sonra mutlaka yeniden çalıştırılacaklardır. Aksi halde, zaman aşımı geçirmiş bir toprak önce kurumaya, sonra da çevresini kurutmaya başlar. Bu durum, yok oluşun bir başlangıcıdır ve insanın depresyon izlerini taşır. dediğimiz duygu tohumları ekilir ve harekete geçemeyen eylemsiz beden, kendi üzerine doğru yürümeye başlar.
